Hayatımızdaki nimetler

Haya ve edep ne güzel nimet.

Haya ve edep ne güzel nimet.

Bugün boş gezenin aylak kalfası işini üstlendim. İşten gelip tost yaptım kendime, sonra internette biraz gezinmek istedim. Daha önce söylemiştim. Ben okumayı severim. Birkaç blog takip ettim. Güzel haberler okudum. Havalardan sulardan. Herşeyin normal gittiğini düşündüm anda bir anda kendimi bir blog grubunun arasında buldum. İnsanlara yüzüne karşı söyleyemeyecekleri (veya en azından benim öyle düşündüğüm) sözleri yazarken elleri hiç te erinmemiş gördüğüm kadar.  Küfür kalay kıyamet gibi gidiyor. Bir an durup düşündüm de : “nereye gidiyor dünya”.

Uzun uzun düşündüm, fizy/avril dinliyorum.. dinleniyorum.

Düşündüm de ne çok nimetlerin içinde yüzüyoruz.
Düşündüm ki; haya, edep ne de büyük nimet allahım.
Bu kadar utanmazlıkların içinde iken  hala utanma duygusu verdiğin ve benden işlediğim hatalara rağmen geri almadığın için sana hamd ederim.
Lütfen bunu benden alma..

kısa bir mola ve dinleniş..

Yol..

Yol..

kısa bir mola oldu geçen hafta ben ve ailem için..

5 senenin ardından nihayet yıllık iznimi kullanabildim :) 5 sene çünkü emek vermeden birşeyler olmuyor. 1 haftalık izin.. gözünüz arkada kalmadan, işler nasıl diye düşünmeden veya sonraki haftaya yapmanız gerekenleri planlamadan geçirebileceğiniz sadece 1 hafta.. bedeli duraksız 5 yıl ..

“Herhangi bir alanda kusursuzluğun, bir ömürboyu o iş için çalışmaktan daha hafif bir bedeli yoktur.”
Samuel Johnson

Gezi notları geliyor birazdan.. Continue reading