Bize ‘Ah!’ ettirene ‘Oh’ demek.. (Senai Demirci)

Deniz Baykal

Malum son günlerde Deniz Baykal ve ortaya çıkan bir görüntü ortalarda dolaşıp duruyor, konu oldukça düşündürücü .. zira ‘özel hayat’ kavramı üzerinde bir kere daha düşünmemize vesile oldu.

Kimileri için oldukça ‘üzücü’ kimileri içinse ‘prim yapma zamanı’.. Fakat Senai Demirci çok farklı açıdan bu durumu anlatmış, iyi de yapmış.. Doğrusu ilk duyduğum andan itibaren düşüncelerim Senai Bey’in düşüncelerinden farklı olmadı.

Ecevit’in ölümünde hatırladığım “Bu kadına haddini bildirin!” diye bağırması aklıma nasıl geldiyse Deniz Baykal’ın da başörtüsünü üniversitlerden uzak tutmak için yaptıkları geldi aklıma.. Sonra katsayı problemi tam giderilmişken Anayasa Mahkemesine gidip iptal ettirmesi.

Her ikisi arasındaki en büyük fark Ecevit’in ölümünden sonra, Baykal’ın ise yaşarken beynimize işlenişi oldu.

Umarım Baykal’ın çocukları ve torunları ve muhterem Olcay Hanım için durum az sancılı geçer ve acıları çabuk diner.

Bu durumda Senai Bey’in Haber7.com sitesindeki yazısını alıntılıyorum. Olayın iç yüzünden ziyade bir mü’minin takınması gereken tavrı net bir dille anlatmış.

Bize ‘Ah!’ ettirene ‘Oh!’ demek..

Sırpların sivil Boşnak halka cinayetin en insafsızını, tecavüzün en vahşisini uyguladığı dönemler.

Boşnak askerlerin elinde ise çok sayıda Sırp esir var. Hepsi asker. İhtimal ki, serbest olsalardı onlar da aynısını yapacaklardı. Belki de yapmışlardı. Olan biteni duysalardı içten içe sevineceklerdi.

Boşnak asker soruyor başkomutana: “Şimdi biz bu esirleri ne yapalım?” Continue reading