
Evet!
Güzel ülkemiz Türkiye’nin Cumhuriyetin ilamından bugüne tarihine bakıldığında toplum tarafından memnuniyetle karşılanmış veya tarihimize altın harflerle kazınmış bir vuku bulunmuyor.
Sadece elimizde her sene daha da coşku ile karşıladığımız büyük emanet olan Cumhuriyet var.
Cumhuriyet var ve biz bunu sadece her yıl coşku ile karşılamayı, daha da coşku ile karşılamayı görev biliyoruz. Çünkü “ulu önder Atatürk”, Türk evladına bunu tavsiye etmiş.. Peki Atatürk başka hiçbirşey tavsiye etmemiş mi ? ..

Ordu Göreve
Cumhuriyet Tarihindeki en bilinen ve en gerçek hakikat 2+1 3 kere darbe yemiş olmasıdır.
Darbelerin toplum düzeyinde algılanmaması için darbenin failleri aşırı derecede özen göstermişler. “Bu hareket size değil sizi yönetenlere” şeklinde bir kılıf uydurulmuş hep..
O günün basını (aynı zamanda bugünün de basını oluyor) buna sürekli alkış tutmuş. Sanki daha iyi ol-muş gibi göstermeye çalışmışlar..
Cumhuriyeti kuran Atatürk anahtarını da ‘halk’ a vermiş. Bunu doğru anlamayan veya anlamak istemeyen güruh ülkeyi zamanın sscb. gibi dikta ülkesine çevirmeye çalışmışlar.Sürekli kendilene görev çıkartmışlar-çıkartıyorlar.. Yani “kural budur, bu doğrultuda olmayanı alırız aşağı” tavrı üzerlerinden hiç eksik olmamış..
Fakat çoğunun unuttuğu yegane şey, ülkeyi yönetenin kim olduğu; O şahsın ismi, partisi, sosyal yaşantısı, dini, milleti gibi farklılıklarına bakılmaksızın “halkın seçtiği kimse” olduğudur. Yani kısacası darbe dediğiniz şey; halk “bu vatandaş benim temsilcim, beni yönetecek kişi” dediği halde, “Hayır bu seni yönetemez seni ancak ben yönetirim” tavrıdır. Bu gerçektir. Fakat bu gerçeğe rağmen tavır sergileyenleri anlamak da mümkün değildir..
Ne zaman cumuriyetçi güruhun bir eylemi olsa “Ordu Göreve” pankartları çıkıyor ortalığa..
Bu insanları o pankartı taşımaya iten şey nedir ?
Nedir Ordunun görevi ? Continue reading