Senai Demirci’den Başbakana Açık Mektup

Bu yazı üzerine ne söylenebilir ki ? Bundan böyle top Hükümettedir.

Sayın Başbakan’a bir milyon imzalı açık mektup…
Sayın Başbakanım, kendimi hatırlatayım. Ben “Dr. Senai Demirci”. Bir kurumum ben. Kapıları, duvarları, pencereleri , öğrencileri, çalışanları olan bir kurum. Her gün “özel” misafirler gelir bana. Kolayca mutlu olabilen insanlar bekleşir bende. Herkesin sıradan sandığını bir mucize heyecanıyla karşılayan sıra dışı bakışlar uğrar bana. On sekiz yaşındaki oğlunun bir adımıyla bayram eden babalar ağırlarım ben. Beş yaşındaki kızı yarım yamalak da olsa“anne” dedi diye sevinç gözyaşı döken anneler tanırım ben.

Senai Demirci

Senai Demirci

Sizin eserinizim aslında. Bir uğrasanız bana; suskun ama muhteşem, görünmez ama gönüller imar eden bir eserinizi göreceksiniz. Yolunuz düşerse benim gibi bir kuruma, ne büyük iyilik yaptığınızı, ne çok hayır dua aldığınızı gözyaşları içinde idrak edeceksiniz.

Sizin ve hükümetinizin büyük bir özenle, sessiz bir adanmışlıkla var ettiği kurumlardan biriyim ben. İcraatlarınızın görünmeyeni, hemen alkış almayanı… Ama otoyollardan çok daha süratle insanları buluşturanı. Köprülerden çok daha zarifçe şehirlerin iki yakasını bir araya getireni. Tünellerden daha etkili biçimde engelleri ortadan kaldıranı.

Bir Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’yim ben

Down Sendromlu çocuklarından utanan ve utandırılan anne babalar için bin tebessüm kaynağı olmak üzere yola çıktım. Continue reading

Sevgili Faruk..

Hay Allah!

Merhum Faruk Yücel

Bu sana düşündüklerimi aktarabildiğim tek araçtan açık bir mektuptur.

İşin aslı zamanında seni hiç tanımadım, merak etmedim, ilgilenmedim. Geride bıraktığın şeylerin ne olduğunu bilmiyordum. Benim için gerçek hayattaki herhangi biriydin. Fakat bir anda değişti herşey..

Şimdi hangimiz gerçek hayattayız ?..

Yaptıkların, emek sarfettiklerin, heyecanların, sevinçlerin, hüzünlerin, sıkıntıların herşeyinle örnek bir insan olmak zorunda değildin. Fakat oldun ..

28 şubattan çıkıp 26 yaşına kadar neler yapabileceğini gösterdin herkese..

Sana ne yazacağım ne anlatacağım bilmiyorum. Bizim olduğumuz alemde yaşasaydın bunları muhtemelen yazmazdım. Belki hiç düşünmez belki hiç dikkatimi çekmezdi. Gidişinin hemen ertesi değil üstelik ben bunları düşünürken… bir seneyi devirdik…

Aklıma geldin bir an için. Biraz geçmişe gittim, yazılan makaleleri, yapılan ropörtajlara baktım, haberleri karıştırdım, şöyle bir iç geçirdim.

Bir sigara yaktım..

Yangın yanar, yanar da.. ateş düştüğü yeri yakar…

Söylesene kardeş. Yüzde kaçı gitti ömrümüzden ?

….

Hassiktir! Hayat Gerçekmiş..

..

Yaşıtların dünya meşgaleleri ile misket oynarken, sen eşinin omuzlarına dünyaları bırakıp gittin..

Başladığı yerde biter tüm yolculuklar..

Orada Görüşürüz belki..

Selam ile..

Harun Gülcemal / Ağustos 2010