Sevgili Faruk..

Hay Allah!

Merhum Faruk Yücel

Bu sana düşündüklerimi aktarabildiğim tek araçtan açık bir mektuptur.

İşin aslı zamanında seni hiç tanımadım, merak etmedim, ilgilenmedim. Geride bıraktığın şeylerin ne olduğunu bilmiyordum. Benim için gerçek hayattaki herhangi biriydin. Fakat bir anda değişti herşey..

Şimdi hangimiz gerçek hayattayız ?..

Yaptıkların, emek sarfettiklerin, heyecanların, sevinçlerin, hüzünlerin, sıkıntıların herşeyinle örnek bir insan olmak zorunda değildin. Fakat oldun ..

28 şubattan çıkıp 26 yaşına kadar neler yapabileceğini gösterdin herkese..

Sana ne yazacağım ne anlatacağım bilmiyorum. Bizim olduğumuz alemde yaşasaydın bunları muhtemelen yazmazdım. Belki hiç düşünmez belki hiç dikkatimi çekmezdi. Gidişinin hemen ertesi değil üstelik ben bunları düşünürken… bir seneyi devirdik…

Aklıma geldin bir an için. Biraz geçmişe gittim, yazılan makaleleri, yapılan ropörtajlara baktım, haberleri karıştırdım, şöyle bir iç geçirdim.

Bir sigara yaktım..

Yangın yanar, yanar da.. ateş düştüğü yeri yakar…

Söylesene kardeş. Yüzde kaçı gitti ömrümüzden ?

….

Hassiktir! Hayat Gerçekmiş..

..

Yaşıtların dünya meşgaleleri ile misket oynarken, sen eşinin omuzlarına dünyaları bırakıp gittin..

Başladığı yerde biter tüm yolculuklar..

Orada Görüşürüz belki..

Selam ile..

Harun Gülcemal / Ağustos 2010