Çok detaya girmeyeceğim. Fakat artık sayın Kadir Topbaş’ın yaptıkları zannedersem ’94 seçimlerinde gelen ve adını başbakanlığa yazdıracak kadar ciddi hizmet eden Tayyip Erdoğan’ın kredisini tüketiyor. Kanun nizam vs. hepsini geçiyorum. Benim vicdanım var diyen yönetici/başkan bu kadarına nasıl olur da müsaade eder anlamış değilim. Hayvanlar gibi ite-kaka bindirildiğimiz metrobüse şimdi de zammı geçirdirler. Önce tam olan hatları yarım yaptılar. Örneğin Mecidiyeköy-Sarıyer Hattını Sarıyer-Levent olarak değiştirip ücretsiz aktarma hakkı verdiler, sonra aktarma hakkını küçük bir ücretle verdiler. Sonra alternatif hatları kaldırıp Mavi kart uygulamasına yenlikler getirdiler fakat bu yenilikler uygulamayı geliştirmeye yönelik değil tam tersi yönde oldu. Örneğin birkaç farklı sınıf mavi kart uygulaması getirip sınıfın özelliğine göre geçerlilik getirmek yerine sınırsız olan basım adedini 150 ye düşürdüler. Şimdi de metrobüste “gittiğin kadar haşırdatalım” uygulaması geldi. Aşağıda metrobüse binerken istanbul halkına 2009′dan seçim hediyesi olarak sundukları fiyat listesi var.
[Belediyenin uygulama duyurusu görseli]
Category Archives: Seyir Defterim
kamera arkası
Güzel diziler ve filmler toplumumuz tarafından hemen benimseniyor. Şayet ortaya çıkan proje bir kez olsun beğenildiyse bundan böyle yönetmenin veya başrol oyuncusunun başkaca bir referansa ihtiyacı kalmıyor. İstediği konservatuarı bitirsin istediği kadar devlet tiyatrosunda görev alsın bizim milletin sanatçıya bakışı hep revaçta olan filmlere veya dizilere bakar. Oysa bir filmde o sanatçıyı o kadar yakışıklı veya güzel yapan veya oynadığı role uygun karizma giydiren sadece oyuncunun yeteneği değil, ışıkçısı sesçisi çaycısı yönetmeni gibi bir çok ortağı vardır.
Şimdi kamera arkası başlığı ile bunun ne alakası var dediğinizi duyar gibiyim. Akşam yerli bir filmi izledim. Film bittiğinde müziğin arkasından sesler duyduğumda inşaallah bunun kamera arkasını vermezler dedim. Eskisi kadar rağbet görmsese de bazı dizilerde veya filmlerde bunu maalesef sıklıkla yapıyorlar. Continue reading
İğrenç bir film – Testere 3D
Son zamanlarda yazdığım yazılarda sürekli “uzun zamandır” kelime grubunu kullandığımı şimdi farkediyorum. Hatta aslında bu yazıya da “uzun zamandır denemek istediğim…” diye başlayacaktım fakat bu bana uzun zamandır yapmak istediğim ne kadar da çok şey olduğunu hatırlattı. Anımsamak ve hatırlamak, özlemek ve istemek gibi Yüce Allah’ın insanlara bahşettiği en büyük nimet. Bunu bize verdiği için Allah’a hamd ederim.
Efendim bu girizgahtan sonra uzun zamandır deneyimini yaşamak istediğim 3d film izlemeye gittiğimizi herhalde başlıktan anlayabilirsiniz… ve yine bu filmin sawV olduğunu anlamak ta çok zor olmadığı gibi filmin iğrenç olduğunu anlatmama da gerek yok sanırım. Korku filmlerini severim. Korku filmleri insanın kalbine bir nevi antreman yaptırır.Fakat SawV korku filmi sınıfında gösteriliyor olsa da bu kategoriyi haketmediği kesin. Bence yeni bir kategori oluşturmalı ve adını en hafifinden “vahşet” koymalılar..
Esasında vahşet filmleri kesinlikle benim tercih ettiğim bir kategori değil. Bu güne kadar da hiç izlememiştim. Bugün sadece 3D deneyimi yaşamak için arkadaşlarımı da ayartıp Olivium Cinebonusa gittik. Sonuç dört kişi içinde tatmin edici olmasından ziyade hüsrandı. Film teknolojik olarak ne kadar kaliteli olursa olsun, istediği kadar ustaca çekilmiş sahneler olsun farketmez. Tüm 3D cazibesini bir anda yitirmeye yetti.
Hasılı kelam gitmeyenlere şiddetle sakınmalarını tavsiye ederim. Avatar vizyondayken cd ye çıkmasını bekleyen ben testere için sinemaya gittiğime inanamıyorum.
Böylelikle testere de unutulacaklar listesine not alınmış oldu.
I want to play a game : ) it’s a pes2010 :D
Haber7.com yaptığın ayıp değil mi ?
Maneviyat pazarlayan diğer medya gruplarından uzun zaman ayrı tuttuğumuz haber7.com yani yeni dünya medya grubu son zamanlarda yaptıklarıyla çıtayı iyice düşürmeye başladı. Televizyonda yayımladıkları tuhaf programlar bir yana haber siteleri içinde güçlü olan haber7.com sitesinde abuk subuk haber başlıkları, içerikleri ve tuhaf yorumlara verdikleri onay gırla gidiyor.
Bir medya kuruluşunun her şeyden önce bir çizgisi olması gerekir. İşin başında yeni dünya medyanın bir çizgisi vardı. Kuruluşu bizim çocukluğumuza tekabül etse de evlerimizde düşük kalitedeki fakat sıcak içerikteki programları hep seyredile durulmuştur. Fakat 28 şubat sürecinin sonrasında her medya kuruluşunda olduğu gibi yeni dünya da da dağılmalar oldu. Sevilen yüzler ekrandan uzaklaşmaya yerlerini yeni simalar almaya başladı.
Bugün artık gelinen nokta oldukça vahim gözüküyor. Bazı medya kuruluşları bünyesinde pıhtılaşmış kan misali damar tıkayan gündemi boğan yazarlarından arınıp yeni vizyon oluşturmaya çalışırken yeni dünya medya bunun aksine bir çizgi izliyor. Continue reading
Uzun Soluklu Kitap Okuma Programı

Kitap Okuma Programı
Uzun zaman önce eşim Ali Bulaç ‘ın biz gençler için hazırladığı fakat her yaş grubundan okumaya istekli kişilerin takip edebileceği bir kitap okuma programından bahsetmişti. O zaman için ben programın üst yazısını okuduğumda bunun çok uzun soluklu olduğunu ve mental olarak buna hazır olmadığımı söylemiştim. Bu yanılmıyorsam 3 yıl önceydi.
Bu günlerde uzun zamandır kitap okuma konusunda istikrarsız olduğumu düşünürken aklıma bir anda bu okuma programı geldi. (Programın detaylarını aşağıda vereceğim) . Henüz tam olarak programla ilgili karar vermiş değilim, inceleyen arkadaşlar programın çok detaylı ve gerçek manada uzun soluklu olduğunu görecekler. Belki program içeriğinde bazı değişiklikler veya kısaltmalar yapabilirim. Ali Bulaç 2007 de yayımladığı bu program için daha ziyade 5-10 kişilik okuma grupları tavsiye etmiş. Fakat bugünün sosyal dünyasından evden-işe yaşayan neredeyse “hayat bir gündür o da bugündür” felsefesini istemeye istemeye benimsemiş bir insan olarak bunu pek uygulanabilir bulmuyorum. Özellikle bundan 5 yıl sonramı planlamak oldukça heyecan verici gelse ütopyadan başka bir şey değil benim için (şimdilik).
Bu sebeple henüz kendisiyle bu konuyu paylaşmamış olsam da bana bu konuda en iyi yol arkadaşlığını yine eşim yapacak gibi gözüküyor. Zira kendisi içerisinde “kitap” olan konularda oldukça hassas, kitap kurdu denilecek kadar da bu konuda kendisini başarılı buluyorum.
Ali Bulaç’ın hazırladığı program çok uzun soluklu olmasına rağmen sıralaması ve seçtiği kitaplar itibariyle uygulanabilirliği açısından da oldukça elverişli. 2007 yılında bununla ilgili bir küçük araştırmamız olmuştu ve yanılmıyorsam birkaçı hariç hepsini kitapçılarda bulabileceğimizi tespit etmiştik. Continue reading
yeni tema arayışları
Ne zaman bir tema arayışına girsem tam anlamıyla beklentilerimi karşılayan bir tema bulamıyorum. Çok fazla grafik içermeyen fakat widgetleri desteyebilecek bir tema istiyorum fakat henüz bunu bulabilmiş değilim. Şayet önümüzdeki günlerde vakit bulabilirsem yurtdışında yayımlanan temaları türkçeleştirip benim gibi aradığını bulamayanların hizmetine sunabilirim.
Hasılı yine tema arayışlarına girmek güzel olsada bazen yorucu ve can sıkıcı olabiliyor.

Yakında bilgisayarımla böyle olacaz galiba : )


