
Hepimiz Kredi Kartı İçin Çalışıyoruz
Evet maalesef istemesekte artık kredi kartı hayatımızın bir gerçeği. Bundan yıllar, yıllaar önce bizim çocukluğumuza ve gençliğimize tekabül eden zamanlarda bankalar kredi kartı isteyen müşterilerinden ipotek edilebilecek mal veya bu mala sahip olan bir kefil istiyorlardı. Bu dönemde zaten bildiğimiz kadar her şirkette post cihazı her iş adamının cebinde kredi kartı yoktu. Dikkat edin her vatandaş demiyorum, her iş adamı diyorum.
Teknoloji ilerledikçe insanların ihtiyaçları değişir oldu. Eskiden bir evdeki en teknolojik alet renkli televizyon ve tam otomatik çamaşır makinası iken şimdi durum değişti. Artık gelirimizin büyük bir kısmını teknolojiye harcıyoruz. Teknolojik aletlerin boyu küçük ama işlevi büyük özellikleri yüzünden de oldukça külfetli bir gider kalemi olduğu söylemek hiç de yanlış olmaz. Tabi bu kadar teknolojik alete sahip olmanın bir bedeli var. Fakat insanların bu ihtiyaç veya isteklerini karşılayabilecek gücü olduğunu söylemek kolay değil. Artık hemen her evde en azından birkaçının bulunmasını beklediğimiz teknolojik aletlerin kısa bir listesi;
82 Ekran orta şeker LCD TV 1300 TL
Oyun Konsolu Play Station3 750 TL
Dokunmatik Cep Telefonu 1000 TL
Laptop 1500 TL
Masaüstü PC 1000 TL
Mp4 çalar veya ipod 500 TL
ipad veya benzeri tablet 1500 TL
Fotoğraf Makinesi 1500 TL
Çamaşır Makinesi 800 TL
Buz dolabı 1200 TL
Bulaşık makinesi 900 TL
Süpürge 300 TL
(Bunlar bir çırpıda aklıma gelenler)

--
Görüldüğü gibi beşyüzler binler havada uçuşuyor. Normal şartlarda alt gelir grubundan bir ailenin kredi kartı veya taksitlendirme imkanı olmasa bu listenin sadece küçük bir kısmına sahip olabilecek iken kapitalizm insanlara ihtiyacı olsun olmasın bu eşyaları almaya diretiyor. Al sonra ödersin, 3 ay ertele, 2 katı puan kazan gibi destekleyici özellikleri ile bir kredi kartı çağımızın ye’cüc ile me’cücü gibi veya bir deccal gibi önüne ne çıkarsa kasıp kavuruyor.
Artık maaşlı çalışan insanlar maaşlarını aldığında banka önünde kredi kartı taksitlerini ödeyebilmek için kuyruklar oluşturuyor. Esasında kredi kartı ile alışveriş yapmak kazanılmamış bir parayı harcamaktır. Fakat buna bankalarımız öyle bir teşvik ediyor ki şayet işten atılıp ödeyemezsen işsizlik sigortası bile yapıyorlar.
Geçtiğimiz günlerde muhtemelen kredi kartı taksitlerimi ödemekte zorlandığımı düşünen bir bankanın levent şubesinden arayan banka memuru bana çekilmeye hazır “bilmemkaçbintele hazır krediniz var kullanmak ister misiniz” diye lütufta bulunmak istedi.

Hepimiz Kredi Kartı İçin Çalışıyoruz
Bu nasıl bir dümendir ? insanlara önce kredi kartını veren sonra da ödeyemeyince kredi kullandırarak daha fazla bataklık içine çeken, sonra o aldığı eşyaları hacizle geri alan bir sistem kimin eseridir ? Tabi ki kapitalizmin :)
Allah’a hamd olsun ki ben bu tehlikeyi farkettiğimde bataklık içine henüz düşmemiştim.
Geçen büyük ağabeylerimizden biri bana haklı olarak kapitalist ve objektivist Ayn Rand’ı nasıl referans aldığıma dair bir taş attı. Ayn Rand bu dünyaya çok önemli bir not bıraktı. Çoğunlukla kapitalizmi öven fukaraların üzerine basıp geçen, yüksek bir duvarın üzerinden zavallı cahil ve sömürülmeye layık halka bakıp sigarasından bir nefes çeken Ayn Rand’ın dünyaya bir objektivist olarak verdiği en önemli mesaj “hak etmediğin her ne ise onu almak onu istemek en büyük ahlaksızlıktır.” oldu. Aslında bunu söylemek onu veya söylediklerini değerli kılmaz. Fakat bunu onun söylemesi bir chp linin başörtülü bir millet vekili çıkartmasına eşdeğer. (Teşbihte hata… falan filan…) Ne ironiktir ki savunduğu kapitalizm bugün dünyanın, en azından ülkemizin anasını kredi kartları ve kredilerle hasılı faizle ağlatıyor. Continue reading







