
Esra Elönü
Din BEBEK işi değildir.
Feride, tahrik mezarlığına bebek gönderen cüppeli adamlara bakıyordu. Uzun bacaklı nefislerine saçları taranmış şeytan bahaneleriyle cevaz vermeye çalışan adamları çin malı cüppeler giyip yerli din malı üreten oyuncak hocalara benzetiyordu. Din varoşçuluğu oyuncak bir bebekten tahrik olma hizasına inmişse bu tahrik olanın elastik bir nefse sahip olduğunun göstergesidir diyordu feride.
Din adamlığı oyuncakçı dükkanına fil gibi girip ortalığı kırıp döken salçalı vaazlara bulandırmaktan geçmez diyordu feride. Dilin de bir onuru vardır. Camide laf pikniği yapmak ateş böceğini sıkıp kıvılcımlı yağından cehennem analizleri çıkarmak ve buna bir de oyuncak bebek sansürü koyup ayaküstü cennet kiralama vaatlerinde bulunmak cüppeli ya da switli kimsenin harcı değildir diyordu feride. Böyle bir fetva Yere yakın, sulandırılmışlık seviyesi efendi bir toprağın önüne geçmiş dinsel gecekonduculuk anlayışıyla özdeştir.
Din reflekslerini kuvvetlendirmek istiyorsan zaaf kanallarını rahlei tedrisattan geçir oyuncak bebeklerin fizyolojisinden değil. Aklını uyurgezer, kalbini Sezar, şeytanı da brütüs eylemiş adamların sahnelediği perdelerden çıkan tek kişilik din oyunlarına çok kişiden alkış beklemek ve alkışın tahrik ettiği din dansları sergilemek cehaletin minareye bakan yüzüdür diyordu feride.
Bu durum karşısında Senin TAHRİĞİN sana benim TAHRİĞİM bana diyen kitle için kişiye özel fetvalar çıkarmakla suçlanmak pek yersiz değildir. Din bir bebek üstünde dikkat ÇEKİCİ, kalp üzerinde günah KÜREĞİ, ne söylediğini bilmeyenlerinse havai FİŞEĞİ olmaya başlamışsa o din o fetvayı dile getirenlerin dinidir.
Ben böyle bir fetvayı sahiplenmiyorum diyordu feride. Sahiplenmediğim hiçbir şeyi kimse bana satamaz bunun din olduğu iddia edilse bile .